Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda, Antalya’nın İtalyan
işgali altında bulunduğu sıralarda bazı İtalyan
arkeologları medeniyet adına yapıldığını öne sürerek,
merkez ve yakın çevredeki ören yerlerinde ele
geçirdikleri çeşitli arkeolojik değerleri İtalyan
Konsolosluğu'na taşımaya başlamışlardı. Bu girişimleri
durdurmak amacıyla, 1919 yılında Sultani öğretmeni olan
Süleyman Fikri Bey Antalya mutasarrıflığına başvurarak,
kendisini fahri asar-ı atika memuru tayin ettirmiş ve
öncelikle merkezdeki eski eserleri toplayarak Antalya
Müzesi'ni kurma yoluna gitmiştir.
1922 yılında Alâeddin Camii'nde, 1937 tarihinden
itibaren Yivli Camii'de faaliyet gösteren müze, 1972'de
bugünkü yeni binasına taşınmıştır. 1982 yılında geniş
çapta bir tadilat ve onarım ihtiyacı nedeniyle ziyarete
kapatılmış, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nce
yapılan onarım ve teşhir tanzim çalışmaları sonucu 1985
Nisan ayında çağdaş müzecilik anlayışına göre düzenlenen
yeni şekliyle tekrar hizmete girmiştir.
Müze 13 teşhir salonu, çocuk bölümü ve açık hava
galerilerinden oluşmaktadır. Tamamı yöreye ait olan
eserler genellikle kronolojik ve yer yer konularına göre
teşhir edilmektedir.
Side Müzesi
Manavgat İlçesi'ne bağlı Side Beldesi'ndedir.
Manavgat'a 8 km. uzaklıktadır. Roma Devrine ait agoranın
karşısında bulunan, M.S 5-6.yüzyıldan kalma antik
agoranın hamamı 1960/61 yıllarında restore edilerek müze
haline getirilmiştir.
Müzede sergilenen eserlerin büyük bir bölümü, Prof.
Dr. Arif Müfid Mansel tarafından,1947-1967 yılları
arasında Side antik kentinde yapılan kazılarda,
çıkarılan buluntulardır. Hellenistik, Roma ve Bizans
Devrinden; yazıtlar, silah kabartmaları, Roma Devrinden
yapılmış Grek orijinallerinin kopyası olan heykeller,
torsolar, lahitler, portreler, ostotekler, amphoralar,
sunaklar, mezar stelleri, sütun başlıkları ve sütun
kaideleri sergilenmektedir.
Alanya Arkeoloji Müzesi
Arkeolojik ve etnografik eserlerin korunup ve
sergilendiği iki seksiyon 1967 yılında ziyarete
açılmıştır. Bölgedeki antik kentlerde bulunan eserlerin
artması ve depolanması, zaman içinde bir müze açma
gerekliliğini doğurmuş ve bugünkü Arkeoloji Müzesi
açılmıştır
Alanya Kızılkule Etnografya Müzesi
Askerî amaçla ve limanı kontrol altında tutmak için
1226 yılında yapılmış olan bu anıtsal yapı, Selçuklu
sanatının eşsiz örneklerinden olup; Alanya'nın simgesi
durumundadır. 1951-1953 yıllarında onarıldıktan sonra
1979'da yapının giriş katında Alanya yöresine özgü,
halı, kilim, giysi, mutfak gereçleri, silahlar, tartı
aletleri, aydınlatma aletleri, dokuma tezgâhı ve yörük
kültürünü yansıtan çadır gibi etnografik nitelikte
eserler sergilenerek, yapıya etnografya müzesi işlevi
kazandırılmıştır.
Alanya Atatürk Evi ve Müzesi
18 Şubat 1935 yılında Alanya'ya gelen Türkiye
Cumhuriyeti'nin kurucusu, Ulu Önder Atatürk'ün Alanya'yı
ziyareti sırasında bir süre kalıp dinlendiği ev, sahibi
Tevfik Azakoğlu tarafından Kültür Bakanlığı'na hibe
edilmiş ve 1987 yılında da restore edilip döşenerek
"Atatürk Evi ve Müzesi" olarak ziyarete açılmıştır.
Müzenin birinci kat odalarında Atatürk'ün kişisel
eşyaları, fotoğraflar, Atatürk'ün Alanyalılara yazmış
olduğu bir telgraf ve diğer tarihli belgeler
sergilenmekte, ikinci kattaki diğer odalarda ise tipik
bir Alanya evi tüm elemanları ile canlandırılmakta,
çevreye özgü etnografik eşyalardan örnekler
sergilenmektedir.
Perge Müzesi
Perge Tiyatrosu kazıları, 1985-1993 yılları arasında
Türk bilim heyetleri tarafından gerçekleştirildi.
Kazılar sırasında, şu anda tiyatro içerisinde orijinal
yerinde duran Dionysos frizinden başka, Kentauromakhia
ve Gigantomakhia frizlerine ait parçaların yanı sıra,
ilginç bir biçimde bezemelerinin bir kısmı tamamlanmış,
bir kısmı ise yarım kalmış çok sayıda mimari eleman
bulunmuştur.
» ÖREN YERLERİ
Surlar Bu surlardan günümüze şehrin içindeki
birkaç burç ile Hadrian Kapısı ve yanındaki kuleler,
limana bakan büyük kule ve liman surlarının bazı
parçaları kalabilmiştir. İki surdan biri yat limanını,
diğeri şehri at nalı gibi kuşatır. Kale Kapısı
Meydanında ayakta kalan kulelerden birisi saat kulesi
olarak kullanılmaktadır. Surların kente girişi sağlayan
dört kapısı vardır.
Kaleiçi Bugün Antalya'nın "Tarihi Çekirdek
Kenti" olan ve "Kaleiçi" adıyla tanınan semti büyük bir
kısmı yıkılmış ve yok olmuş iki surla çevrilidir. İç
sur, yarım daire şeklinde yat limanını kuşatır.
Restorasyon çalışmaları sonucunda Kaleiçi, pansiyonları,
barları, çarşısı ile turizm merkezi haline gelmiştir.
Liman ise yat limanı olarak düzenlenmiştir. Keleiçi
restorasyon çalışmalarından dolayı Turizm Bakanlığı'nı
28 Nisan 1984 de FİJET tarafından Altın Elma (Turizm
Oskarı) ödülü verilmiştir.
Hadrianus Kapısı Zamanımıza kadar yanlarındaki
iki kule ile sağlam kalan tek kapı Üçkapılar veya diğer
adı ile Hadrianus Kapısı olup, Pamphylia'nın en güzel
kapısıdır. M.S. 130 yılında imparator Hadrianus'un
Antalya'ya gelişi onuruna yapılan kapı, sütunları hariç,
tamamen beyaz mermerden yapılmıştır. Oyma ve
kabartmaları olağanüstüdür.
Eski Antalya Evleri Yazların çok sıcak ve
kışların ılık geçtiği Antalya'da evlerin yapımında
soğuktan çok, güneşi önlemeye ve serinlik sağlamaya önem
verilmiştir. Gölgeli taşlıklar ve avlular hava akımını
kolaylaştıran özelliklerdir. Depo ve hol görevi yapan
girişi ile üç kat üzerine kurulmuştur.
Perge
Antalya'nın 18 km doğusunda, Aksu Bucağı'nın
sınırları içindedir. Kilikya - Pisidya ticaret yolunun
üstünde yer aldığı için önemli bir Pamphylia şehridir.
Şehrin kuruluşu diğer Pamphylia şehirleriyle aynı zamana
rastlar (M.Ö. 7 yy.). Ana tanrıçası Perge Artemisi olan
Perge hristiyanlar için önemli bir kent idi. M.S. Aziz
Paulos ve Barnabas Perge'ye gelmiştir. Magna Plancia
gibi kimi zenginler Perge'ye önemli anıtlar
kazandırmışlardır.
İlk kazıların 1946 yılında İstanbul Üniversitesi
tarafından başlatıldığı Perge'de önemli kalıntılar
şunlardır:
Tiyatro: Cavea, orkestra ve scene olmak üzere üç ana
bölümden oluşur. 12,000 seyirci kapasitelidir. Alt
tarafta 19, üstte 23 oturma sırası vardır.
Stadion: 34 x 34 m. boyutlarındadır. Tonozlar
üzerinde onüç oturma sırası vardır. Doğu ve satı tarafa
otuzar, kuzeyde ise on tonoz bulunmaktadır. Her üç
tonozdan biri Stadion'a giriş, diğer ikisi ise dükkan
olarak kullanılmaktadır
Agora: Şehrin ticari ve politik merkezidir. Ortadaki
avlunun etrafında çepeçevre dükkanlar vardır. Bazı
dükkanların tabanı mozaikle kaplıdır. Meydanın ortasında
13.40 m. Çapında yuvarlak bir yapısı olan agora 76 x 76
m. boyutlarındadır.
Sütunlu Cadde: Aropol eteğinde nympheum arasında
uzanır. Ortasında 2 m. genişliğinde bir su kanalı
caddeyi ikiye ayırır.
Perge'deki diğer yapılar, nekropol, surlar, gymnasium,
hamam, anıtsal çeşme ve kapılardır.
Sillyon
Aksu'nun 13 km kuzeydoğusunda Yanköy
yakınlarındadır. Kent, Aspendos ve Perge yönünde,
yüksekte duran bir plato üzerine, M.Ö. 14.yy.da
kurulmuştur. Çeşitli uygarlıkları yaşayan kentten
Selçuklular da yararlanmıştır. Stadyum, cimnazyum,
kuleler, Selçuklu Mescidi ve sahne kısmı yok olan bir
tiyatro geriye kalan kalıntılardır.
Termessos
Termesos Antalya'ya 34 kilometre mesafedeki bir
Doğal Park olan Güllük Dağı içerisinde batı tarafında
1050 metre yükseklikte bir plato üzerindedir. Termesos
Anadolu'nun içlerinden gelen Solymler tarafından
kurulmuştur.
Önemli kalıntılardan olan 4200 kişi kapasiteli
tiyatro, İmparator Augustus tarafından M.S. 1.yy. ın
hemen başlarında yaptırılmıştır. Üstü örtülü meclis
toplantı binası olan Odeon'un 600 kişilik oturma yeri
bulunmaktadır. Birbirine bağlı beş sarnıçtan oluşan yer
altı sarnıcı su depolamak ve zeytinyağı saklamak için
kullanılmıştır.
Batı tarafı açık, diğer tarafları sütunlu galerilerle
çevrili Agora; 6 m. yükseklikteki platform üstünde
oturan kahramanlık anıtı Hereon, Korint düzenli tapınak,
Zeus Solymeus Tapınağı, Küçük ve Büyük Artemis
Tapınakları, Gymnasium, gözetleme kuleleri diğer önemli
kalıntılarıdır. Bunların dışında pek çok anıt ve 1200 ün
üzerinde kaya mezarı bulunmaktadır.
Olympos
Antik Likya'nın en önemli liman kentlerinden olan
Olympos, tarih boyunca mitolojiyeye konu olmuştur.
Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı
olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri,
3200 m'lik mutteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta
caretta'ları Khimaira'sı, tüm sportif etkinliklere
olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak
kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca
bilinmektedir.
Ariassos
Antikite'den kalma Ariassos, Antalya-Burdur
otoyolu'nun 48. kilometresinde, sola dönülen bir
sapaktan bir kilometre mesafededir. Bir dağın yamacında
kurulmuş olan şehir hamamları, kaya mezarları açısından
görülmeye değerdir.
Phaselis
Phaselis'e Antalya-Kemer otoyolu'nun 57.
kilometresinde sola bir kilometre döndükten sonra
ulaşılır. Rodoslular tarafından milattan önce 7.
yüzyılda kurulan kent Doğu Likya'nın en önemli liman
kenti olarak bilinir. Üç iskelesi bulunan antik kentin
içinde 20-24 genişliğinde bir cadde bulunmaktadır.
Caddenin batı ucundan Hadrian geçidi, sağ ve sol
yanlarından ise dükkanlar ve hamamlar bulunmaktadır.
Kente kara ve denizyolu ile ulaşmak mümkündür.
Limyra
Milattan önce 5. yüzyıldan beri varolduğuna inanılan
kent Kumluca-Finike Karayolu'nun 11. kilometresindedir.
141 yılında yaşanan depremde önemli bir hasar görmüş
kent ayakta kalmayı başarmış fakat 7. ve 9. yüzyılda
Arap işgaline uğramasının ardından boşalmıştır. Kent üç
parçadan oluşmuştur. Acropolis, yerleşim birimleri ve
necropolis.
Arycanda
Kumluca-Finike otoyolunun Turunçova mevkiine 26
kilometre uzaklıktadır. Akarçay vadisini kontrol eden
kentin tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmemektedir.
Buluntulara göre kentin milattan önce 5. yüzyılda
varolduğu düşünülmektedir. M.S. 240 yılında yaşanan
depremde önemli ölçüde zarar gören kent 11. yüzyıla
kadar canlılığını sürdürmüştür. Bizans döneminde Aalanda
olarak bilinen kentin birçok binası iyi korunmuş
durumdadır.
Demre (Myra)
Finike'ye 25 km. Kaş'a 48 km. uzaklıktaki Demre,
Likya uygarlığının 6 büyük şehrinden biridir. İlk kez
M.Ö. 5. yüzyılda yerleşim merkezi haline gelen Demre,
önceleri deniz kıyısındayken, Demre çayının getirdiği
alüvyonlar sonucunda denizle olan bağlantısı
kesilmiştir. Şehir M.S. 9. yüzyıldaki Arap istilaları
sonrasında terkedilmiştir. Kaya mezarları, tiyatro ve St.
Nicholas kilisesi görülmeye değer yapılardır. Hadrian
tarafından yaptırılan içinde tahıl ambarı da bulunan
Andriake limanının Demre ile bağlantısı vardır.
St. Nicholas Kilisesi
Yaygın olarak Noel Baba olarak bilinen St. Nicholas
M.S. 245'te Fethiye yakınlarında Patara'da doğmuş ve M.S.
363'de ölmüştür. Zengin bir ailenin iyi eğitilmiş oğlu
olan St.Nicholas hayatını insanlara özellikle de
çocuklara ve denizcilere yardıma adamıştır. Bu
yardımlarının sağladığı ünü bugüne dek Noel Baba
efsanesi olarak gelmiş ve güncelliğini korumuştur.
Demre rahibi olarak insanlara dini ve sosyal
yardımlarda bulunan St. Nicholas ölünce Demre'ye gömüldü
ve mezarının yanına adına bir kilise inşaa edildi.
1080'de İtalyan korsanlar bazı kemikleri Bari'ye
kaçırdılar. Ancak kalan bazı kemik parçaları bugün
Antalya Müzesindedir.
İlki 5-7 Aralık 1983 yılında yapılan Noel Baba
sempozyumu, o günden beri değişik din ve eğitimlerden
gelen insanların katılımıyla her yıl tekrarlanıyor. Bu
sempozyumda St. Nicholas'ın çizgisinden gidilerek
değişik din ve inançlardan olan insanlara barış, dostluk
ve kardeşlik çağrısı yapılıyor.
Simena (Kale)
Güzelliğini, tarihi, denizi ve güneşinden alan
Simena'ya Üçağız'dan deniz yoluyla da ulaşılabilir.
Karşısındaki Kekova adasında bulunan ve Akdeniz'in
büyüleyici mavisinin altında yer alan batık şehri ve
antik kalıntılar görülmeye değerdir. Tarihi Likya
uygarlığına kadar uzanan Simena'da pek çok uygarlık
kalıntılarına rastlamak mümkün. Kayalara oyulmuş tiyatro
ve surlar bunlardan yalnızca birkaçıdır.
Kekova
Kaş-Demre arasındadır. Akdeniz'de Üçağız Köyü
karşısında kıyıya 500 m olan adada bulunan batık Antik
Kenttir.
Patara
Kalkan-Fethiye yolunda, Kalkan'dan yaklaşık 10 km.
önce ve güneyde yer alır Patara. Şehrin merkezinde
bulunan renkli seramikler, şehrin tarihinin M.Ö. 5.
yüzyıla dek uzandığını göstermektedir. St. Nicholas'ın
doğum yeri olmasının yanı sıra, Büyük İskender zamanının
önemli bir liman şehriydi. Biri Patara'ya giden üç
kapılı surlar M.S. 110'da Vali Modestus tarafından
yaptırılmıştır. En önemli kalıntılarından biri antk
Patara Tiyatrosudur.
Xanthos
Xanthos nehrinin vadisine kurulan şehir Likya
uygarlığının en eski ve en büyük şehridir. M.Ö.
4292'daki Pers istilalarına kadar bağımsız olan Xanthos,
şehirlerini istilacılara karşı cesurca savunmuş ancak
başarılı olmayacaklarını anlayınca önce kadınlarını
öldürmüşler ve kendilerini ateşe atarak topluca intihar
etmişler. Daha sonra Bölgeye göç eden 80 aile şehri
yeniden kurmuş fakat yaklaşık 100 yıl sonra şehir bir
yangınla yerle bir olmuştur. Yeniden inşaa edilen şehir
batı ile ilişkilerini güçlendirerek, önemli bir merkez
haline gelmiş ancak şansızlıklarından kurtulamamıştır.
Brutus'un vergilerine direnince, şehir tahrip edilmiş ve
halk savaşa sürüklenmiş ve Xanthos felaketler şehrine
dönüşmüştür.
Şehir Likya merkezi etrafında oluşmuştur ve dışında
da kalıntılar vardır. Tiyatronun batısındaki kalıntılar
bugün de ilgi çekmektedir. Kayalar üzerindeki Harpy
heykeli en önemli eserlerden biridir. Orjinali
İngiltere'de British Museum'da bulunan eserin yerinde
yalnızca kopyası vardır.
Kaş (Antiphellos)
Likya şehirlerinden biri olan Kaş'ın adı taşlık yer
anlamına gelen "Phellos" tan gelir. Kaş bugün iyi
korunmuş kaya mezarları ve tiyatrosuyla görülmeye değer
bir sahil kasabasıdır.
Side Ören Yerleri
SİDE: Tiyatro
15 bin kişi almaktadır. Seyirci bölümü bir diazoma
ile iki kata ayrılmıştır. Orkestra yarım daireyi aşan
bir kavis şeklindedir. Sahne binası iki ya da üç
katlıdır. Geç İmparatorluk Devrinde gladyatör yarışları
ve hayvan mücadelelerinin yapıldığı arena olarak
kullanılmıştır. Bizans Devrinde M.S. 5-6 yüzyıla açık
hava kilisesi olarak kullanılmıştır. Tiyatro M.S II.
yüzyılın ortalarına tarihlendirilmektedir.
Apollon Tapınağı:
Athena Tapınağı ile birlikte Bizans bazilikasının avlusu
içinde kalmıştır. Korinth düzeninde ve peripteros
planlıdır. Roma Devrindendir. M.S 150 yıllarına
tarihlendirilmektedir. 1983-1990 yılları arasında bir
köşesi restore edilerek ayağa kaldırılmıştır.
SELGE: Tiyatro
8700 kişi almaktadır. Seyirci tribün bir diazoma ile iki
kata ayrılmıştır. Sahne binası yıkılmıştır. Roma
Devrinde M.S 3. yüzyılda yapılmıştır.
Olukköprü: Manavgat İlçesi'ne bağlı
Beşkonak'ın (Bozyaka) 5 km. kuzeyindedir. Tek
kemerlidir. Roma Devrinde yapılmıştır.
SELEUKEİA: Agora
Helenistik Devirdendir. M.S. 1. yüzyılın ikinci yarısı
veya 2. yüzyılın başında yapılmıştır. Bir köşesinde
odeion ve kilise vardır.
Side Su Yolları
Manavgat İlçesi'nde, Manavgat Çayı'nın batı
tarafındadır. Sevinç Köyü'nün 2 km. güneyinden suyu
alarak 30 km. lik tesislerle Side'ye ulaşmaktadır. Roma
Devrinde yapılmıştır. Su kemerleri ve tünellerin büyük
bir bölümü günümüze kadar gelmiştir.
Kargıhan
Manavgat İlçesi'ne bağlı Beydiğin Köyü'ndedir. Selçuklu
Devrinde yapılmıştır. Büyük bir bölümü ayaktadır.
Aspendos
Antalya'nın 48 km doğusunda, Serik ilçesinde yeralan
antik kentin kalıntıları büyük ölçüde ayaktadır.
Alanya Çevresi Ören Yerleri
Dağlık
Gazipaşa İlçesi'ne 18 km. uzaklığındaki Güneyköyü
sınırları içerisindedir. Antik Çağda Dağlık Kilikya
olarak bilinen bölge sınırları içinde kalmaktadır.
Kentin adı Kommagene kralı 4. Antiochus'tan gelmektedir.
Kalıntılar üç yükselti üzerinde toplanmıştır. Birinci
bölüm sütunlu cadde, agora, hamam, zafer takı ve
kilisenin bulunduğu kesimdir. İkinci bölüm Kilikya
Bölgesine özgü mezar yapılarının bulunduğu nekropol
alanı; üçüncü bölüm ise batıda denize uzanan, sarp
kayalıklar üzerine yapılmış kale kalıntılarıdır. Kentin
kuzeyinde, halen mimarî elemanları görülebilen bir
tapınak kalıntısı mevcuttur. Kentin merkezine trikonkhos
adı verilen üç duvarı apsis şeklinde dini işlevi olan
bir yapı yer alır. Kalıntılar Roma, Bizans ve Ortaçağ
Dönemine tarihlendirilmektedir.
Selinus
Alanya'ya yaklaşık 45 km. uzaklıkta bulunan Gazipaşa
İlçesi'nin 3 km. güneyindedir. Kent, denize dirsek
şeklinde uzanan bir tepenin yamacında kurulmuştur. Tepe
üzerinde kentin akropolü yer alır. Selinus (Hacımusa)
Çayı'nın denize döküldüğü yerde beşik tonozlu iki odalı
hamama ait kalıntıları görmek mümkündür. Deniz
kenarındaki agoranın sütunları kaybolmuşsa da stylobat
izleri görülebilir. Agoradan doğuya doğru gidildiğinde
apsisli bir yapıya (kilise) rastlanır. Bu yapının eski
bir mabet üzerine kurulmuş olması olasılığı büyüktür.
Kilisenin doğusunda anıtsal bir yapı vardır. Kentin tek
İslamî yapısı olup giriş kapısının çevresi Selçuklu
Dönemi kırmızı renkte zikzak motiflerle süslüdür. Bu
kalıntı bir köşke ait olmalıdır. Kentin nekropolündeki
mezar yapıları arkasollü, beşik tonozlu, anıt mezarlar
olup Kilikya Bölgesi'nin ölü gömme adetlerini en güzel
biçimde ortaya koyarlar. Kente ait su kemerlerinin bir
bölümü günümüze ulaşabilmiştir. Roma İmparatoru Traianus
Part seferinden dönerken bu kentte ölmüş ve külleri
Roma'ya götürülmüştür. Kalıntılar Roma, Bizans ve
Ortaçağ Dönemine tarihlenir.
İotape
Alanya-Gazipaşa karayolunun 33.km.sinde yer alır. Antik
kent adını, Kommagane kralı 4. Antiochus'un (İ.S.38-72)
karısı İotape'den almıştır. İmparator Traianus'tan
Valerianus'a kadar kent kendi adına sikke bastırmıştır.
Kalıntılar Roma ve Bizans Dönemi özelliklerini
taşımaktadır. Denize doğru uzanan yüksekçe bir burun,
kentin akropolü durumundadır. Surlar bu bölüme kale
görünümü vermektedir. Yapılar oldukça tahrip olmuştur.
Akropolün karaya bağlandığı vadide, doğu-batı yönünde
uzanan Liman caddesi yer almaktadır. Caddenin her iki
yanında üç basamaktan oluşan krepis bulunduğu ve yer yer
bunların arasında heykellerin durduğu kaidelerinden
anlaşılmaktadır. Heykellere ait yazılı kaideler kentin
başarılı atlet ve hayırsever vatandaşları hakkında
bilgiler içermektedir. Akropolün doğusunda bulunan
koyda, üç nefli, dikdörtgen planlı bir bazilika yer
alır. Kentteki, tek nefli küçük bir kilisenin nişi
içerisinde oldukça tahrip olmuş fresko izlerini görmek
mümkündür. Freskoda H.G. stratelates betimlenmiştir.
Kentin günümüze kadar gelebilmiş yapılarından birisi de
hamamdır. Hamama ait kanalizasyon sistemi halen
görülebilir. Antik kentin ortasından geçen modern yolun
güneyinde 8 x 12.5 m. ölçüsünde bir tapınak kalıntısı
bulunmaktadır. İotape antik kentine ait nekropol kuzey
ve doğudaki tepeler üzerindedir. Nekropolde anıt
mezarların yanı sıra tonoz örtülü küçük mezar yapıları
da yer almaktadır.
Syedra
Alanya-Gazipaşa karayolunun yaklaşık 20.km.sinde Seki
Köyü sınırları içerisindedir. Kente, batıda halen ayakta
olan anıtsal kapı ile girilir. Kentte, Antik Çağdan
günümüze değin kullanılan, içleri sıvalı doğal kaynaktan
beslenen sarnıçlar vardır. Kentin su gereksinimi çok
sayıdaki diğer sarnıçlarla da karşılanmaktadır. Kent
içindeki bir mağarada, doğal kayaya oyulmuş nişin
çevresi freskolarla süslenmiştir. Mağara dinsel amaçlı
kullanılmıştır ve vaftiz mağarası olarak bilinmektedir.
Kentin doğusunda, çok görkemli bir yapı kalıntısı olan
hamam ile karşılaşıyoruz. Zemininde yer yer mozaik
kalıntıları görülmektedir. Hamamın hemen batısında
kuzey-güney doğrultusunda kentin sütunlu caddesi
uzanmaktadır. Caddenin kuzeyindeki duvarda nişler
yapılmıştır.1994 yılından bu yana Alanya Müze
Müdürlüğü'nce yapılan kazılar sonucunda, sütunlu
caddenin, 250 x 10 metre boyutlarında ve kuzeyi
sütunların taşıdığı ahşap çatı ile kapalı, güneyi taş
döşemeli açık yol şeklinde olduğu ortaya çıkmıştır. Oyun
ve yarışlarla ilgili bilgiler içeren birçok yazıtın
varlığı kente önem kazandırmıştır. Kentdeki diğer önemli
yapılar tapınak, tiyatro, dükkanlar, evler ve kent
surlardır. Kazılar sonucunda kentin İ.Ö.7.yüzyıldan
İ.S.13.yüzyıla kadar ki tarihine ilişkin kalıntılar
ortaya çıkarılmıştır.
Laertes
Toros Dağları üzerinde, Dim Vadisi ağzında yükselen
Cebel-i Reis dağının eteğine kurulmuştur. Alanya'dan
yaklaşık 25 km. uzaklıktadır. En yakın köy
Gözüküçüklü'dür. Antik Çağda Dağlık Kilikya olarak
bilinen bölgenin sınırları içerisindedir. Strabon
kentten, limanı olan ve göğüs biçiminde bir tepe üzerine
kurulmuştur diye söz eder. Kentin günümüze kadar
gelebilen önemli kalıntıları olarak gözetleme
kulelerini, Caracalla eksedrasını, odeon veya tiyatroyu,
Zeus Megistos tapınağını, Apollon tapınağını, Caesar
tapınağını, agora, hamam ve nekropolünü sayabiliriz.
Kentte Hellenistik Döneme ait kalıntıların olmayışı, bu
sırada bölgenin korsanların elinde oluşuna ve
dolayısıyla imar faaliyetlerinin yeterince
yapılamayışına bağlanmaktadır. Kentin tarihini daha
erkene götüren ve bu kentte bulunmuş İ.Ö. 6. yüzyıla
tarihlenen, üç yüzü Fenike dilli yazıt Alanya Müzesi'nde
sergilenmektedir. Laertes'te bulunan diğer bir eser,
Alanya Müzesinde sergilenen "Romalı bir askere ait olan
diploma", kentin askeri yönüne ışık tutacak
özelliktedir. Kalıntılar Roma Dönemine tarihlenmektedir.
Hamaxia
Alanya'nın 6 km. kuzey batısındaki Elikesik Köyü'nde,
kent; antik Pamphylia Bölgesi sınırları içerisindedir.
Halk arasında Sinekkalesi olarak bilinmektedir. Antik
Çağın meşhur coğrafyacısı Strabon kentten, gemi
yapımında kullanılan kerestenin elde edildiği, özellikle
sedir ağaçlarının bol olduğu bir yer olarak söz
etmektedir. Kentin Roma öncesi iskân edildiği sanılıyor.
En üst noktada yer alan rektogonal taşlarla yapılmış
kule olması olası yapıda Hellenistik Dönem özellikleri
görülmektedir. Kentteki en önemli kalıntılar olarak;
antik bir çeşme ile önündeki havuzu, yarım daire planlı,
oturma sıraları halen görülebilen yazıtlarla donatılmış
geniş bir eksedrayı, dini yapı komleksini ve nekropolü
sayabiliriz. Kentte bulunan bazı yazıtlarda Hermes'in
amblemi Kaduceus'un işlenmiş olması, burada Hermes'e ait
bir tapınağın varlığını göstermektedir. Alanya
Müzesi'nde sergilenmekte olan kabartmalı bir mezar steli
ostoteklerin önemli bir bölümü Hamaxia'da bulunmuştur.
Kentin İ.S.100-200 yılları arasında zengin olmayan
küçük, Coracesium'a bağlı bir topluluk olarak yaşamını
sürdürdüğü biliniyor. Kalıntıların önemli bir bölümü
Roma ve Bizans Dönemine aittir.
Colybrassus (Ayasofya)
Gündoğmuş İlçesi Güzelbağ Kasabası Bayır Köyü sınırları
içindedir. Alanya'ya yaklaşık 30 km. uzaklıktadır.
Günümüze kadar gelebilen önemli kalıntılar arasında,
oldukça iyi işlenmiş İon köşe başlıklı tapınağıyla
nekropolündeki lahitleri ve doğal kaya mezarını
sayabiliriz. Kaya mezarının cephesi anıtsal nitelikte
olup buraya 18 basamaklı merdiven ile ulaşılmaktadır.
Mezar odası tek mekândan oluşmakta ve girişin üstü basık
kemer şeklinde yontulmuş içi Medusa başı ile süslenmiş
kemerin iki yanı ise kartal motifleri ile bezenmiştir.
Çevreye dağılmış durumda olan çok sayıdaki yazıt; kentin
tarihine ışık tutacak önemli bilgiler içermektedir.
Kalıntılar Roma ve Bizans Dönemi özellikleri
göstermektedir.